ʿayn lām mīm (ع ل م)
Kur'an-ı Kerim'de ʿayn lām mīm (ع ل م) kökünden gelen sözcükler 854 kez, 14 farklı türetilmiş sözcük olarak geçmektedir:1
- 382 kez fiil olarak ʿalima (عَلِمَ)
- 41 kez fiil olarak ʿallama (عَلَّمَ)
- 2 kez fiil olarak yataʿallamu (يَتَعَلَّمُ)
- 2 kez isim olarak aʿlām (أَعْلَٰم)
- 49 kez ad kökenli aʿlam (أَعْلَم)
- 73 kez isim olarak ʿālamīn (عَٰلَمِين)
- 4 kez ad kökenli ʿallām (عَلَّٰم)
- 1 kez isim olarak ʿalāmāt (عَلَٰمَٰت)
- 105 kez isim olarak ʿil'm (عِلْم)
- 163 ad kökenli olarak ʿalīm (عَلِيم)
- 2 kez sıfat olarak maʿlūmāt (مَّعْلُومَٰت)
- 18kez etken sıfat-fiil olarak ʿālim (عَٰلِم)
- 11 kez edilgen sıfat-fiil olarak maʿlūm (مَّعْلُوم)
- 1 kez edilgen sıfat-fiil olarak muʿallam (مُعَلَّم)
Arapça Etimoloji Sözlüğü
‘alama : know [Sem ‘-l-m, Mal ghallem (teach), ghelm (flag), Syr ‘alama (pupil), Amh alama (flag)]‘alima : know (bkz. üst satır) [‘alama]know: tanımak, bilmek, haberi olmak, ilişkisi olmak, haberdar olmak, seçmek, aşina olmak, ayırt etmek, tatmak, farketmek, başından geçmek, anlamak, ezberlemekteach: ders vermek, öğretmek, taught - taught, ders anlatmak, okutmak, öğretmenlik yapmak, göstermek, tedris etmek, öğretmek, eğitmek, yetiştirmek, öğrenimflag: sancak, bayrak, flama, bayrak çekmek, nefesi kesilmek, güçsüz kalmak, bayraklarla süslemek, kuvveti kesilmek, monotonlaşmak, güçsüzleştirmek, zayıflamak, gevşemek, işaretlemek, bayrakla işaret vermek, işaret etmek, sarkmak, pörsümek, yorulmaya başlamak, saz, işaret, liva, alem, bandra, büyük ve yassı kaldırım taşı, etiket, zambak, bandıra, süsen, bayrak, bayrak, bayrak kaldırmak, bayraklamak, işaretlemek, sinyallerle mesaj göndermek, döşeme taşı, işaretle, bayrak kaldırma, döşeme taşı, bandıra, flama, sancak, süsen, yassı kaldırım taşı, kaplama plakası, döşeme taşı, bayrak, zambak, yassı taş, sancak, fors, flamapupil: öğrenci, öğrenci öğretmen, stajyer, vesayet altındaki çocuk, pupilla, talebe, şakirt, gözbebeği, çırak, mektepli, okullu, küçük, göz bebeği, gözbebeği, göz bebeği
‘allama : teach [‘alima]
teach: ders vermek, öğretmek, taught - taught, ders anlatmak, okutmak, öğretmenlik yapmak, göstermek, tedris etmek, öğretmek, eğitmek, yetiştirmek, öğrenima‘lama : inform [‘alama]
inform: bilgi vermek, bilgilendirmek, haber vermek, bildirmek, malumat vermek, bilgilendirme yapmak, haberdar etmek, fitnelemek, bildirmek, bilgi vermek, canlandırmak, ihbar etmek, ilam etmek‘alam : world, universe [Sem ‘-l-m, Heb ‘olam, Syr ‘alma, JNA ‘alam, BAram ‘alma, Amh alem, Uga ‘lm, Phoen ‘lm] Aze alem, Ind alam, Kaz olem, Kyr aalam, Per ‘alam, Tat galem, Tur alem, Uzb olam sözcükleri Arapça'dan geçmiştir.
‘alam : mark; flag [‘alama] Per ‘alam, Tur alem sözcükleri Arapça'dan geçmiştir.world: dünya, alem, yer, toplum, evren, yeryüzü, hayat, ömür, dünya, arz, cihan, tıpatıp
universe: evren, alem, kainat, evren, cihan, acun, evren, araştırılan varlıkların tümü, ana kütle, hedef kitlenin tamamı, kozmoz, evrensel küme, evren, kainat
‘ilm : knowledge, science [‘alima] Aze elm, Ful ilmu, Hau ilmi, Hin ilm, Ind ilmu, Kyr ilim, Per ‘elm, Swa elimu, Tur ilim sözcükleri Arapça'dan geçmiştir.mark: işaretlemek, işaret, iz, damga vurmak, işaret koymak, not vermek, işaretlemek, marke etmek, damgalamak, imlemek, notlandırmak, çizmek, puanlamak, numaralamak, mimlemek, kutlamak, not atmak, göstermek, markalamak, yazmak, (ölüm yıldönümü vb) anmak, dikkat etmek, hesaba katmak, damgasını vurmak, belirtmek, dikkate almak, etiketlemek, (okulda) not, şiar, im, norm, standart, çizik, çizgi, mark, numara, röper, yer, puan, nişan, bellik, emare, leke, alman markı, şöhret, belirtke, nişane, spor başlama çizgisi, hedef, belirti, not, kalıntı, alamet, not (derste), damga, yara yeri, marka, dağ, liyakat, eser, ün, belgi, belirteçflag: sancak, bayrak, flama, bayrak çekmek, nefesi kesilmek, güçsüz kalmak, bayraklarla süslemek, kuvveti kesilmek, monotonlaşmak, güçsüzleştirmek, zayıflamak, gevşemek, işaretlemek, bayrakla işaret vermek, işaret etmek, sarkmak, pörsümek, yorulmaya başlamak, saz, işaret, liva, alem, bandra, büyük ve yassı kaldırım taşı, etiket, zambak, bandıra, süsen, bayrak, bayrak, bayrak kaldırmak, bayraklamak, işaretlemek, sinyallerle mesaj göndermek, döşeme taşı, işaretle, bayrak kaldırma, döşeme taşı, bandıra, flama, sancak, süsen, yassı kaldırım taşı, kaplama plakası, döşeme taşı, bayrak, zambak, yassı taş, sancak, fors, flama
‘alim : learned; scholar, scientist [‘alama] Aze alim, Ind alim, Per ‘alem, Tat galim, Tur alim, Uzb olim sözcükleri Arapça'dan geçmiştir.knowledge: bilgi, ilim, bili, malumat, haber, bilgi dağarcığı, bilim, tecrübe, anlama, kanaat, irfan, bilgi birikimi, enformasyon, bilgi, ilmi vukuf, vukuf, bilgi, malumat, bilgi,science: bilim, ilim, beceri, maharet, bilgi, bilim, teknik, fen, hüner, bilim dalı, fen bilgisi
ma‘luma : knowledge, information; cognition [‘alima] Aze melumat, Ind maalumat, maklumat, Per ma‘lumat, Uzb ma‘lumot sözcükleri Arapça'dan geçmiştir.learned: bilgili, kültürlü, öğrenilmiş, alim, çok okumuş, bilge, öğrenilen, bilgin, okumuş, muttalischolar: bilim adamı, bilgin, bursiyer, allame, eğitimini almış kimse, alim, burslu öğrenci, mektepli, bilim insanı, bilim insanı, bilge, edip, okumuş kimse, öğrenciscientist: bilim insanı, bilgin, bilim adamı, bilim adamı/kadını, fenci, ilim adamı, fen uzmanı, alim, fen adamı, bilim insanı, bilim uzmanı, bilim adamı, bilimadamı
ma‘lum : known; certain, definite [‘alima] Aze melum, Hin malum, Ind maklum, Per ma‘lum, Tur malum, Uzb ma‘lum sözcükleri Arapça'dan geçmiştir.knowledge: bilgi, ilim, bili, malumat, haber, bilgi dağarcığı, bilim, tecrübe, anlama, kanaat, irfan, bilgi birikimi, enformasyon, bilgi, ilmi vukuf, vukuf, bilgi, malumat, bilgi, bilgiscience: bilim, ilim, beceri, maharet, bilgi, bilim, teknik, fen, hüner, bilim dalı, fen bilgisiinformation: bilgi, danışma, ilmi vukuf, iddia, malumat, istihbarat, bili, haber, bilgi edinme, bilgi, maruzat, bildirişim, enformasyon, istihbarat, enformasyon, bildirme, haber, enformasyon, bili, danışma, etiket ayrıntıları, bilgi, bilişim, bilgileme, bilgi, haber,cognition: kavrama, bilişsellik, biliş, kognisyon, bilme yetisi, vukuf, idrak, bilme, ıttıla, kavrama, bilme, biliş, bilişsel, bilgi
known: bilinen, bilindik, malum, muayyen, bildik, bilinilen, belli, tanınmış, sayılı, ünlü, beklenen, bilinenmu‘allim : teacher, master [‘alima] Aze muellim, Hin muallim, Kaz mughalim, Kyr mugalim, Per mo‘allem, Swa mwalimu, Taj muallim, Tur muallim, Uzb muallim sözcükleri Arapça'dan geçmiştir.
certain: kesin, bazı, belirli, belli, muhakkak, kesin, sabit, emin, mutlak, güvenilir, belirlenmiş, kuşkusuz, bazı, kimi, kati, tayini mümkün, muayyen, belli, kaçınılmaz, birtakım, belirli, şüphesiz, malum, belli başlı
definite: belli, belirli, su götürmez, belirli, mahdut, sınırlı, son, açık, kesme, nihai, belli, muayyen, belirtili, tam, tamamen, kati, şüphesiz, belli başlı, kuşkusuz, sabit, belirgin, kesin, kesin, belgili, belgeli, belirtili, mukarrer
mu‘allima : teacher [‘alima] Per mo‘alleme, Taj muallima sözcükleri Arapça'dan geçmiştir.teacher: öğretmen, hoca, öğretmen, muallim, öğretmenmaster: efendi, usta, üstesinden gelmek, denetimi altına almak, hükmetmek, tam öğrenmek, egemen olmak, yenmek, iyi bilmek, baş eğdirmek, öğrenmek, uzmanlaşmak, iyice öğrenmek, başa çıkmak, hakim olmak, örnek, ağa, mevla, mastır, işveren, usta, müdür, yönetici, numune, ustabaşı, kopya edilecek şey, master derecesi, amir, üstat, hoca, öğretmen, erkek öğretmen, kaptan, muallim, küçük bey, patron, sahip, akıl hocası, bey, üstad, hakim, en önemli, esas, asıl, baş, temel, ana
teacher: öğretmen, hoca, öğretmen, muallim, öğretmen
Arapça-İngilizce Etimoloji Sözlüğü
knowledge: bilgi, ilim, bili, malumat, haber, bilgi dağarcığı, bilim, tecrübe, anlama, kanaat, irfan, bilgi birikimi, enformasyon, bilgi, ilmi vukuf, vukuf, bilgi, malumat, bilgi, bilgi
science: bilim, ilim, beceri, maharet, bilgi, bilim, teknik, fen, hüner, bilim dalı, fen bilgisi
flag: sancak, bayrak, flama, bayrak çekmek, nefesi kesilmek, güçsüz kalmak, bayraklarla süslemek, kuvveti kesilmek, monotonlaşmak, güçsüzleştirmek, zayıflamak, gevşemek, işaretlemek, bayrakla işaret vermek, işaret etmek, sarkmak, pörsümek, yorulmaya başlamak, saz, işaret, liva, alem, bandra, büyük ve yassı kaldırım taşı, etiket, zambak, bandıra, süsen, bayrak, bayrak, bayrak kaldırmak, bayraklamak, işaretlemek, sinyallerle mesaj göndermek, döşeme taşı, işaretle, bayrak kaldırma, döşeme taşı, bandıra, flama, sancak, süsen, yassı kaldırım taşı, kaplama plakası, döşeme taşı, bayrak, zambak, yassı taş, sancak, fors, flama
to know: tanımak, bilmek, haberi olmak, ilişkisi olmak, haberdar olmak, seçmek, aşina olmak, ayırt etmek, tanımak, tatmak, farketmek, başından geçmek, anlamak, ezberlemek
to teach: ders vermek, öğretmek, taught - taught, ders anlatmak, okutmak, öğretmenlik yapmak, göstermek, tedris etmek, öğretmek, eğitmek, yetiştirmek, öğrenim
to highlight: belirtmek (altını çizerek), altını çizmek, aydınlatmak, ışıkla vurgulamak, vurgulamak, -e dikkati çekmek, ilgi çekici olay, en önemli bölüm, parlak nokta, önemli olay, toplantı, ışıklı bölüm (resimde), ışıklı bölüm, (bir şeyin) en önemli ya da ilgi çekici kısmı, parlak ışık vermek, vurgulu, vurgulama, vurgu, karartmak, vurgulamak, öne çıkarmak, parlak nokta
mark: işaretlemek, işaret, iz, damga vurmak, işaret koymak, not vermek, işaretlemek, marke etmek, damgalamak, imlemek, notlandırmak, çizmek, puanlamak, numaralamak, mimlemek, kutlamak, not atmak, göstermek, markalamak, yazmak, (ölüm yıldönümü vb) anmak, dikkat etmek, hesaba katmak, damgasını vurmak, belirtmek, dikkate almak, etiketlemek, (okulda) not, şiar, im, norm, standart, çizik, çizgi, mark, numara, röper, yer, puan, nişan, bellik, emare, leke, alman markı, şöhret, belirtke, nişane, spor başlama çizgisi, hedef, belirti, not, kalıntı, alamet, not (derste), damga, yara yeri, marka, dağ, liyakat, eser, ün, belgi, belirteç
omniscient: bilge, herşeyi bilen, alim, her şeyi bilen, bilmiş, ilahi bakış açısı
Not:
Sayfada etimoloji bilgisi [ ] köşeli parantez içinde ifade edilmiştir. Eğer köşeli parantez içinde [Sem...] bilgisini görüyorsanız bu Arapça sözcüğün diğer Semitik dillerde kökteşlerinin (stem) olduğu anlamına gelir... Eğer köşeli parantez içinde [from...] ifadesini görüyorsanız bu sözcüğün Semitik olmayan diğer dillerden geçmiş olduğu anlamına gelir...Eğer sözcüğün diğer Semitik dillerde bilinen bir kökteşi yok ise parantez [.....] olarak görünmektedir... Semitik olmayan diğer dillere geçmiş ve kullanılan sözcükler köşeli parantezlerden sonra verilmektedir.
- Wehr, Hans: Arabisches WB (Ara)
- Bugeja, P.: Kelmet il-Malti (Mal)
- Black et al.: A Concise Dict. of Akkadian (Akk)
- Ben-Abba, Dov (ed.): Hebrew Dict. (Heb)
- Brockelmann, Carl: Syrische Grammatik (Syr)
- Sabar, Yona: Jewish Neo-Aramaic Dict. (JNA)
- Leslau, Wolf: Comp. Dict. of Geez, 1987 (Gez)
- Leslau, Wolf: Concise Amharic Dict. (Amh)
- Tropper, Josef: Ugaritisch (Uga)
- Estanyol i Fuentes: Diccionari Fenici (Phoen)
- Orel-Stolbova: Hamito-Semitic Etym. Dict.(OS)
- Biblical Aramaic(BAram)
- Aramaic (other dialects)(Aram)
- Ebla(Ebl)
- Egyptian Arabic(Cairene dialect)(EgAr)
- Ethiopian Semitic(EthSem)
- Gurage (several dialects)(Gur)
- Harari(Hrr)
- Harsusi(Hrs)
- Jibbali(Jib)
- Lebanese Arabic(LiAr)
- Mehri(Meh)
Sem = Semitik, Ham = Hamitik, C = ünsüz harf
Alb = Arnavutça, Bul = Bulgarca, Eng = İngilizce, Fre = Fransızca, Gre = Yunanca, Hun = Macarca, Ita = Italyanca, Lat = Latince, Rom = Romence, Rus = Rusca, Ser = Sırpça, Spa = İspanyolca Aze = Azerice, Ful = Fulanice, Hau = Hausaca, Hin = Hintçe ve/veya Urduca, Ind = Endonezce ve/veya Malayca, Kar = Karaçay-Balkar, Kaz = Kazakça, Kyr = Kırgızca, Mal = Maltaca, Per = Farsça, Som = Somalice, Swa = Swahilice (Tanzanya), Taj = Tacikçe, Tat = Tatarca, Tur = Türkçe, Tuv = Tuvanca, Uzb = Özbekçe Sum = Sümerce, Skt = Sanskritçe